20 05 2010

LEYLAK DALI


 



Güneş bir günün daha üzerinden geçmeye hazırlanıyor



Akşam şafağı yavaş yavaş şehrin üstüne inmekte

Hava ılık, günün tüm yorgunluğu binmiş omuzlarına

Gözlerin takılı kalmış şafağın kızılına…

Umutsuzluk rüzgârının saçtığı hayaller,

Sanki sokaktaki herkesin üzerine

Avuç avuç saçılmış.




Etrafını görmeye mecal yetiremezken

Küçücük bir bahçeden taşan leylâk dalı;

“Yaşıyorsun bak” diye haykırırcasına

Rayihası ile davetkâr;

“Buyurun, görün beni!" der gibi..

Eğmiş dallarını sokağın karmaşasına

"Buradayım!" diye çığlık çığlığa

Kokusunu salıp çağırmakta seni.

Birden fark ediyorsun onu,

Çekiyorsun öbeklenmiş çiçeklerle dolu bir dalı

Kokluyorsun.

Hayat kokusu, bahar kokusu, rahmet kokusu

Çiçek vazifesini yapmanın mutluluğunda;

Daha bir keyifli elvan elvan kokusu ile sarıyor ruhunu

Çıkartıp atıyor üzerine giyindiğin karamsarlık giysisini.




"Bak!" diyor sana,

"Daha kısa bir süre öncesine kadar

Kurumuş, tükenmiş bir kış dalıyken

Rahmet yağmurları geçti üzerimden.

Umutsuz olmadım, haktan ümidimi kesmedim

Yeni bir baharın koynunda yeniden doğarken,

Sana, seni hatırlatıcıyım.

Gör beni! Beni çiçeklerle bezeyeni;

Beni tükenmişlikten bir gelin teline döndüreni….




Tuttuğun dalın altında

Hemen bir ümit armağan et gönlüne !

Yaşamın iç kıpırdayışını hisset !

Hadi, bittiği yerden nasıl olsa başlarız

Bir leylâk bana neler neler anlattı de !



Bir nazar et kendine, yaratılmışın aynasından,

Meleklerin uzattığı eller ile tutun hayatın ipliğine !

Hayra yormak istediğin düşlerin izlerine tutun !

Mutluluğun eşkâli çizilsin göz pınarlarına !

Gökyüzüne baktığın her an;

Umutların hatrına damlayan rahmet,

İzin ver öpsün gözbebeklerinden !"




Perihan TUNÇOK


ESMİZE

185
0
0
Yorum Yaz